DEĞİŞİME KALAN SÜRE :

X F

FACEBOOKTA BİZ

Diyarbakır’da Yeni Bir Sayfa mı, Eski Defterin Yeni Kapağı mı?

Ana Sayfa » BASINDAN » Diyarbakır’da Yeni Bir Sayfa mı, Eski Defterin Yeni Kapağı mı?

Siyasetin en ağır yükü koltuk değildir; beklentidir.

Çünkü koltuğa oturduğunuz gün size verilen ilk şey yetki değil, insanların umutlarıdır. İşte Avukat Sertaç Eke’nin CHP Diyarbakır İl Başkanlığı görevine atanması da tam böyle bir eşiğe denk geliyor. Bir atama yapıldı. Şimdi asıl soru şu: Değişen sadece isim mi olacak, yoksa anlayış mı?

Diyarbakır, siyasetçiyi alkışlamayı da bilir, sessizce kenara çekilmeyi de… Ama en iyi bildiği şey, samimiyetin kokusunu uzaktan almaktır. Bu şehir, nutuklardan çok kapısı çalınan evleri; sloganlardan çok sıkılan elleri; seçim zamanı değil, seçimden sonra da aynı sokaklarda yürüyebilen siyasetçileri hafızasına yazar.

CHP’nin yıllardır bu kentte en çok ihtiyaç duyduğu şey, yüksek sesle konuşan yöneticiler değil; yüksek gönülle dinleyen kadrolardır. Çünkü Diyarbakır’a dışarıdan bakarak siyaset yapılmaz. Bu şehrin acısını da sevincini de anlamadan kurulan her cümle, rüzgârın önüne bırakılmış kuru bir yaprak gibi savrulur.

Sertaç Eke’nin önünde zor ama kıymetli bir sınav var. Parti binasının kapısını açık tutmak yetmez; gönüllerin kapısını aralamak gerekir. Örgütü yönetmek başka, örgütü bir arada tutmak bambaşkadır. Hele ki kırgınlıkların, küskünlüklerin ve “bizden mi, onlardan mı?” hesaplarının eksik olmadığı bir siyasi iklimde…

Siyasetin en eski hastalığı aynaya bakmayı unutmasıdır. Her seçimden sonra suçu seçmende arayanlar, aslında sandığın değil, vicdanın sesini kaçırırlar. Belki de artık mesele “Neden oy vermediler?” sorusu değil; “Biz neden güven veremedik?” sorusunu cesaretle sorabilmektir.

Diyarbakır’ın ihtiyacı yeni afişler değil, yeni bir dildir. İnsanlara yukarıdan bakan değil, yan yana yürüyen bir siyaset… Rozetlerin gölgesinde değil, halkın içinde büyüyen bir örgüt… Eğer bu mümkün olursa, bugün yapılan bir atama yarın bir başlangıç olarak hatırlanabilir.

Sertaç Eke’nin başarısını belirleyecek olan şey, kaç açıklama yaptığı değil; kaç insanın derdine kulak verdiği olacaktır. Çünkü siyaset, en sonunda kürsüde değil; çay ocağında, köy meydanında, esnaf dükkânında ve gençlerin umutsuz bakışlarında sınanır.

Diyarbakır kimseye peşin kredi açmaz. Ama emeğe de haksızlık etmez.

Şimdi söz sırası atamada değil, icraatta.

Çünkü bu şehir, isimlerden çok izleri hatırlar.